hüseyin's profileHAYATA DAİR NE VARSA ...PhotosBlogListsMore ![]() | Help |
|
|
April 06 CANIM EFENDİM ;CANIM EFENDİM ; aşk kervanında bir garip yolcuyum .
beni sensizliğin narında yakma .
hasret zincirini boynuma takma. uzanan elimi tutta bırakma. bu kul sensiz nasıl yaşar efendim.
çorak topraklarda inen yağmurdan.
belki günahkarım ne olur sakın kınama .
hasretlik çektirip beni sınama . ayrılık sonunda vuslat var ama. ne diye tüm yollar uzar efendim.
geliver bulanık sular durulsun.
March 31 ruhun şad olsun ; muhsin yazıcıoğlu
Muhsin Yazıcıoğlu, 12 Eylül darbesinde cezaevine düşmüştü. 7.5 yıl hapiste kalmış işte o zaman bir şiir yazmıştı. İşte o şiir; '' Üşüyorum' şiiri '' büyük birlik partisi genel başkanı : MUHSİN YAZICIOĞLU ruhun şad olsun mekanın cennet olsun...
March 26 İNŞÎKÂK SÜRESİdeğerli gönül arkadaşım ( kaya çelik arkadaşım ) rabbim bizleri daim kılsın..
sizleri ALLAH için seviyoruz ... selam ve dua ile... paylaşımlarımıza devam ediyoruz .... İNŞÎKÂK SÜRESİ
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla. Mâlik, Abdullah îbn Yezîd kanalıyla Ebu Seleme'den nakleder ki; Ebu Hüreyre onlara İnşikâk sûresini okumuş ve secde yapmıştır. Dönüp gelince de Rasûlullah (s.a.)ın bu sûrede secde yaptığını kendilerine haber vermiştir. Bu hadîsi Müslim ve Neseî de Mâlik kanalıyla Ebu Hüreyre'den rivayet ederler.
Buhari der ki: Bize Ebu Nu'mân... Ebu Râfi'den nakletti ki, o; ben Ebu Hüreyre ile birlikte namaz kıldım, o İnşikâk sûresini okudu ve secde etti. Ona sorduğumda ‘Ebu'l-Kâsım'ın (Efendimiz) arkasında da secde etmiştim. Ona ulaşıncaya kadar secde etmeye devam edeceğim’, demişti. Ayrıca Buhari bu rivayeti Müsedded kanalıyla... Ebu Râfi'den nakleder. Sonra yine Müsedded kanalıyla Ebu Râfi'den bir başka tarîkle nakleder. Müslim, Ebu Dâvûd, Neseî de muhtelif yollarla Süleyman İbn Tarhân kanalıyla Ebu Râfi'den bu hadîsi rivayet ederler. Müslim ve sünen sahipleri Süfyân îbn Uyeyne kanalıyla —Neseî, Süfyân es-Sevrî'yi de ilâve eder— Eyyûb İbn Musa'dan... O da Ebu Hürevre'den nakleder ki; o, şöyle demiştir: ‘Biz inşikâk ve A'lak sûrelerini okuduğumuzda Rasûlullah ile beraber secde etmiştik,’ Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla. (Belaa inne rabbehu kaane bihi basıyraa)
March 23 ''namazı kılmazsam yaşayamam
''namazı kılmazsam yaşayamam."diyebilmek...'' bir sonraki namaza yetişemeyiz! İnsanda tembellik kulağı vardır.
March 22 TOPLUMDA KADIN OLMAK. ömrün boyunca insanlık için güzel yarınlar diliyorum..
iyiki sizleri tanıdım ve iyiki insanlık için yazıyorsunuz yüreğiniz mutluluklarla dolsun ... ...TOPLUMDA KADIN OLMAK ....
Kadınlar toplumumuzun en değerli en kıymetli varlıklarıdır. Tüm yaşamın ağırlığını taşıyabilecek güce sahip olmalarına rağmen, başkalarına ümit verecek kadar harika varlıklardır. Doğumun acısına olduğu kadar, evlatlarının nankörlüğüne dayanabilecek kudrete sahiptirler. Kadını güzel yapan şey ne saçı, ne vücudu, ne de kendini ne şekilde taşıdığıdır. Kadını güzel yapan şey; sevgisini paylaşabilmesi, fedakarlığı, sorumluluğu, anlayışı ve aklıdır. Gelin görün ki; bizim toplumumuzun erkekleri, böyle kutsal güdülere sahip ve inanılmaz derecede özverili kadınlarımıza sevgi yerine şiddeti layık görüyor. Toplumumuzda son zamanlarda şiddet dediğimiz kavram aile içinde inanılmaz derecede yaygınlaştı. Şöyle bir günlük gazetelere baktığımızda muhakkak en az 2 tane aile içi şiddet haberi okuruz. Kadına şiddetin bahanesi çok…Artık öyle bir duruma geldik ki, sudan sebeplerden bile kadınlara şiddet uygulanır oldu. Hemen bu duruma 2 haberle örnek vermek istiyorum. Geçenlerde okuduğum bir gazetede 33 yaşındaki bir bayan çok sık banyo ettiği için eşi tarafından boğazı kesilerek öldürüldüğü yazıyordu. Diğer bir haberde ise; kahvaltıyı geç hazırlayan eşini çocukları gözü önünde boğaraköldüren baba manşetlerdeydi bu. Cinayetler her geçen gün biraz daha artış göstermektedir. Aile içindeki bu şiddete tanık olan çocuklar ise ileride şiddete eğilimli birer birey olmakla birlikte, çevrelerine zarar verebiliyorlar.
Düşünürlerden biri diyor ki, “bir babanın çocuğuna verebileceği en güzel hediye annesini mutlu etmektir”. Ne kadar güzel ve reel bir söz değil mi? Bir çocuk mutlu anne babadan ve huzurlu bir ortamdan başka ne isteyebilir ki? Artık bir şekilde şiddetin önüne geçilmelidir diye düşünüyorum. Gerekli yasalar çıkarılmalı, fakat sadece çıkarılmakla kalmamalı, yürürlüğe konulmalıdır. Böylece toplumumuzun en naif varlıkları olan her şeyden önemlisi anne olan, annelik içgüdüsü gibi eşsiz bir duyguya sahip olan kadınlarımıza hak ettikleri değer en iyi şekilde verilmelidir... Sonuç olarak diyebilirim ki, bir millet kadınların ellerinde şekillenir, gelişir, büyür ve omuzlarında yükselir. March 20 yakma yarabbi
Seherde açılan güller hürmetine
Rukuda bükülen beller hürmetine Zikrinle dönen diller hürmetine Cehennem narına yakma Yarabbim.. Secdeye kapanan başlar hürmetine Aşkınla sızlayan kalpler hürmetine Gecelerde dökülen yaşlar hürmetine Gazabınla bize bakma Yarabbim... Yolunda kaim kullara bağışla, Rızana giden yollara bağışla, Arşına açılan ellere bağışla, Cahilliğin içine sokma Yarabbi Muhammet Mustafanın(s.a.v.) özüne bağışla, Fatıma-tül zehra adlı kızına bağışla, yetim yetemanın yüzüne bağışla , Huzurunda boynumuzu bükme Yarabbi, Cemi peygamberlerin canı hürmetine, Cihari yarin güzinin dini hürmetine, Uhud şehidlerinin kanı hürmetine, Suçlarımızı başa kakma Yarabbi, Sualde bizleri fazla sıkma Yarabbi, yakma Yarabbi... Muhammed aşkına yakma Yarabbi, kabe aşkına yakma Yarabbi, Kur'an aşkına bizleri yakma Yarabbi.... ![]() sayfam http: www.vuslatgunesi.tr.gg March 18 Bize gerici diyorlar bazı çevreler ? ?değerli arkadaşım ve dava kardeşim ( MÜRŞİT HATİPOĞLU ) o güzel yazınızı okudum..ve cok mutlu oldum..
bu yazı bizleri cok düşündürdü . insanın olması gereken değerleri yerine getirmesi gerektiğini vurguluyor..
her kelimesi her cümlesi mükemmel yazılmış yüreğinize sağlık rabbim bizleri daim kılsın amin...
insanlıgın geleceği için güzel yarınlar için hepimiz bütün fedakarlıklardan kaçınmıyacaz....inş...
Bize gerici diyorlar bazı çevreler ? ? Niye mi çünkü biz 1400 sene önceki yaşam tarzını, 1400
sene önceki hayat anlayışını istiyoruz diye!..ALLAH'ın 1400 sene evvel
Kutlu Elçisi (sav)' ne öğrettiklerini uygulamak istiyoruz diye... Peki ne vardı 1400 sene önce??? Şimdiki gibi bilim ve teknolojinin bu derece ilerlemediği, insanların aya gitmediği, iletişim araçlarının bu denli gelişme göstermediği o devirde ne vardı? Evet o devirde insanlar doğru dürüst karınlarını doyuramıyorlardı.Bir insan belki yarım ekmek zor buluyordu bir yemekte ama o yarım ekmeğin de yarısını aç bir kardeşine vermekte tereddüt etmiyordu...Şimdiyse servetleri yetmediği için elinde yarım ekmek gördüklerinin ellerindekileri alıp da onları ekmeksiz bırakan anlayış....
O devirde insanlar iletişim araçlarından hayli yoksundular.Ne ceplerinde cep telefonları ne de çatılarında çanak antenler vardı.Ama bir Müslüman bir vakit namaz için camide görünmediği zaman "acaba başına bir iş mi geldi?" diye halini hatrını soruyorlardı. Şimdiyse kapı komşusunun öldüğünü cesedinin kokmasıyla ancak anlayabilen insanlar...
O devirde insanlar namazda saf bağlarken öylesine birbirlerine kenetlenmişlerdi ki elbiseleri evvela omuzlarından eskimeye başlardı...O kadar yakındılar birbirlerine...Şimdiyse yıllarca sırf bir inat uğruna küs duran, bir hatasından dolayı bir kardeşini gördüğünde görüşmemek için yolunu değiştiren insanlar... O devirde inandığı dava uğruna vücudunu kalkan yapan, ALLAH (cc) Resulü'ne zarar gelmesin ALLAH'ın Dini zarar görmesin diye gelen oklara karşı kafasını uzatan insanlar vardı...Şimdiyse basit bir alışkanlığı bile dini için bırakmayı, terketmeyi nefsine zor gelen insanlar.... Yani kısaca o devirde aşk vardı, muhabbet vardı, sevgi vardı, şevk vardı, heyecan vardı,şefkat vardı,fedakarlık vardı, vefa vardı, acıma duygusu vardı kısacası İNSANLIK vardı... Şimdilerdeyse kin var, düşmanlık var,acımasızlık var, bencillik var, hırs var,düzenbazlık var, kan var!... Ve daha neler neler...Kitaplar yazılsa az gelir... Şimdi bize iki tercih sunuluyor...Ya 1400 sene önce gelmiş ama her asırda taptaze duran o Ebedi Ferman'a mı uyacaksınız?
Yoksa dünyayı kana bulayan, gariplerin kanını içen, kan kokan ideolojilerin esiri mi olacaksınız? Tabii ki biz 1400 sene önce gelen ama hala taptaze olan o İlahi Ferman'a dönecez ve "Lebbeyk , Emret ey kitabım" diyeceğiz..Her ne kadar kimileri bu yaptığımıza (haşa) gericilik dese de... Şair ne güzel demiş ; MÜJDECİM, KURTARICIM , EFENDİM, PEYGAMBERİM ! SANA UYMAYAN ÖLÇÜ HAYAT OLSA TEPERİM !!! HAYIRLI GÜNLERİNİZ OLSUN ![]() March 16 BismillahirrahmanirrahimDEĞERLİ HACI ABİM... ALLAH SİZLERDEN RAZI OLSUN YAZINIZI
OLDUGU GİBİ YAYINLIYORUM İBRET ALINACAK
GÜZEL KSSALAR VAR İYİKİ VARSINIZ BU ALEM SİZLERLE VAR
OLACAK İNŞ...SİZLERİ ALLAH İÇİN SEVİYORUZ..
Bismillahirrahmanirrahim selamun aleykum ;
Musa as zamanında olan bir hadiseyi sizlere aktarmak istiyorum. Maşite hatun diye biri vardı. firavunun kızının hizmetçisiydi. inancını gizliyordu, her nedense bir gün firavunun kızının saçlarını tararken Bismillah dedi. bunu firavunun kızı duydu. doğru gitti babasına söyledi. firavun kafiri derhal Maşite hatunu yanına çağırttı, hesap soruyordu firavun. Maşite hatun büyük bir cesaretle firavuna : -sende bizim gibi bir fanisin nasıl olurda tanrı olabilirsin. firavunun öfkesi kabardı demekki sende musaya inananlardansın. maşite hatuna bundan sonra işkence devresi başladı. ne kadar işkence etselerde maşite hatun imanından asla vaz geçmedi. çünki oda anlamıştı imanın kıymetini değerini . dünya ve sefasına imanı değişirmiydi. elbetteki hayır.
Maşite hatunda imanından vaz geçmedi, vazgeçse sorun kalmayacaktı. firavun kafiri işkencesini artırdı. beş yaşındaki kızını önüne getirdiler.eğer firavununn tanrılığını kabul etmesen kızının gırtlağını kesecegiz dediler.Maşite hatun yine imanından vaz geçmedi. kızını gözlerinin önünde katl ettiler.kanınıda Maite hatunun yüzüzne gözüne sürdüler. Maşite hatun büyük bir aşk ve vecd ile imanından vaz geçmedi Allah birdir Allah birdir Musa da onun rasuludur. firavun avanesi iyice sinirlendiler. işkenceyi daha da ileri seviyeye çıkardılar
Maşite hatunun üçaylık bir çocuğu vardı. onu getirdiler.annesine doğru uzattılar annesin kucağında süt emmek için göğsünü aramaya başladı yavrucak.tam bu esnada annenin kucağından çocuğu çekip aldılar.eğer Musa ya inanmaktan vaz geçmessen bu çocuğu fırına atacağız dediler.Maşite hatun sabır gösteriyor imanından vaz geçmiyordu.üçaylık çocuğu fırına attılar.anne yüreği tahamül etmeye çalışıyordu tam o esnada fırın içinde yanmakta olan üç aylık çocuk Allah tarafından dile geldi" anneciğim sakın imanından vaz geçme.sabret cennet ile senin aranda bir adım mesafe kaldığını görüyorum. bu hadise karşısında irkilmeyen küfür başı yinede Maşite hatunu şehit etmekten geri kalmadı. Maşite hatun şehit edildi elbette cennette çocuklarının yanına gitti. Evvelkiler böyle kendi canları pahasınada olsa çoluk çocuğunun gözleri önünde öldürülme pahasınada olsa asla dinlerinden vaz geçmediler. YUKARIDA ANLATILAN KISSA BİZİM BAŞIMIZA GELSE NE TEPKİ VERİRDİK BİR DÜŞÜNÜP KENDİ KENDİME CEVAP VERMEYE ÇALIŞACAĞIM VEE İMANIM NE DERECEDE ANLAMAYA ÇALIŞACAĞIM İMANIMIZIN KURTULUŞA ERMESİ İÇİN SELAM VE DUA İLE ...
![]() Ne mutlu kazananlaradeğerli gönül arkadaşım rabbim razı olsun güzel paylaşımlarınız için ayrıca sizlere teşekkür ediyorum...biz bir aileyiz... bizim kim oldugumuz önemli deyil...rabbim her şeyi gören ve duyandır... dualarınızda bizleri unutmayın inş..
-----------------------------------------------------------------------------
Ne mutlu kazananlara ; Hayat imtihan. Zenginlik imtihan, fakirlik imtihan, mal imtihan, evlat imtihan, darlık, ferahlık… Hayatımızın her karesinde başımıza gelecekleri, istediklerimizi biliyor olsaydık nasıl bakardık hayata? Ebediliği olmadığı sürece ne anlamı var sevincin, hüznün… Anlık mutluluklar bizi mutlu ettiğini sanıyoruz şu anki acıyı çekmeme yada şu anki zevk için neler kazanıyor yada kaybediyoruz… Bütün olarak bakmadıkça hayata çok kıymetli oluyor, imtihan dünyası… Bitecek elbet… Ne mutlu sabredenlere, kapılmayanlara zevk ve sefaya… Mutluluğu Rabbini anmak da bulanlara… Huzurun O’nu anmak dışında hiçbir şeyde bulmayanlara… Aklına gelmeyen her saniyede ruhu daralanlara… Göçüp gittiğinde sılâya kavuşanlara, hasreti bitirenlere… Gurbetinin bitmesini bekleyenlere… Kaybetmenin olmayacağını anlayanlara… Hiçbir şeyin yarım kalmayacağının bilenlere… Hiçbir şeyin unutulmayacağının farkında olanlara… Sevinçlerin ebedilik kazanması için kime sarılacağını bilenlere… Sabrının, şükrünün mutlaka karşılığı olacağını bilenlere… İsyanın kaybetmekten başka bir şey kazandırmayacağını bilenlere… Umudu bitmeyenlere… Rahmeti sonsuz olanın mutlaka bir yol göstereceğini bilenlere… O’na dayanıp, güvenenlere… Yüreğindeki her fısıltıyı duyduğunu bilenlere… Adaletine güvenenlere… İsteklere mutlaka cevap verdiğini bilenlere… Sabırla O’nu bekleyenlere… Hiçbir şeyi kötü görmeyenlere… Mutlaka kendisi için bir kapı açılacağına inanlara… O’na dayanmaktan başka çare görmeyenlere… Her şeyin O’nun elinde olduğunu bilenlere… Emrinin, çok hızlı olduğunu, anında gerçekleşeceğini bilenlere… Ne mutlu umudunu kaybetmeyenlere… Ne mutlu kazananlara… Allah cümlemizi onlardan eylesin. Selamlarımla… alıntıdır...
March 08 mevlid kandiliniz mübarek olsundeğerli ( havvadeniz41 ) gönül dostumuza teşekkürlerimizi bildiriyoruz..
mevlid kandili,nin tüm dünyaya saadet mutluluk getirmesini yüce mevladan diliyoruz
iyiki varsınız bu alem sizlerle varolacak sizleri ALLAH için seviyoruz..
hayırlı evlatlar yetiştirmeye devam ediyoruz...
![]() "Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik."
( Enbiya Suresi, 107 ) Bu pazar gecesi (8 Mart = 11 Rebiü'l-Evvel) Kâinatın İftihar Kaynağı,İnsanlığın Zirvesi ve En Büyük Önder'i olan Hazreti Muhammed Aleyhissalatü vessellem Efendimizin doğum yıldönümüdür.Yapılan hiç bir icraat, okunan hiçbir metin, anlatılan hiçbir kıssa O'nu tam manasıyla anlamaya elbette yeterli değildir.Ancak bugün insanlığın içinde bulunduğu buhranlı ortamın en büyük nedeninin, O'nun tarif ettiği ve yaşadığı gibi yaşamamaktan kaynaklandığı en büyük bir gerçektir.Bugün insanlar faiz bataklıklarında boğuluyorsa, aile binasında çatırdamalar varsa, ebedi yaşama arzusunun tatmini için eğlencelerle kendilerini uyutmaya çalışıyor ve bunlar gibi daha nice kaoslarla hayatlar karartılıyorsa bunların tek kurtuluşu O'nu tanımakla ve yaşadığı gibi yaşamakla mümkün olacaktır.
O yüzden bizler bugünleri fırsat bilmeli, O'nu tanımalı, anlamalı, O'nun gibi yaşamalı ve yaşatmalıyız.Bugün bir fırsat, O'nu tanımaya bugün başlayabilirsin: 1. O'nun güzelliğinin kaynağı olan Kur'anı oku. Oku, çünkü tüm maddi ve manevi dertlerin dermanı O'nda. O'nu anlamadan, O'nunla yaşamadan hayat hayat değil. 2. O'nun hayatını oku. İnsanlara örnek olan hayatından bazı kesitleri ailenle ve yakınlarınla paylaş, Oku ve paylaş ki, O'nu örnek alan insanlar ancak bu dünyayı yaşanabilir yapabilirler. 3. O'nun hakkında bilmediklerini öğren. Öğren ki, O'nun hakkında hem kendi yanlışlarını, hem de başkalarının yanlış bildiklerini düzelt.
Özetle; oturacağız, bugün Peygamberimizin doğum günü, "Allah'ım! Bu mübârek günün yüzü suyu hürmetine ben söz veriyorum ki İslâmiyet'i öğreneceğim ve yaşayacağım." diyeceğiz. Peygamberimizin hayatının gayesi olan Kur'an'ı anlama gayretine gireceğiz. Sonra da Peygamber Efendimiz, ne yapmış, nasıl yaşamış, namazını nasıl kılmış, orucunu nasıl tutmuş, sıkıntılara nasıl katlanmış, nasıl duâ etmiş, Allah'tan neler istemiş, ümmetine neleri tavsiye etmiş, bütün bunları düşüneceğiz. O'nun hayatına dair yazılmış bir kitabı okuyacağız. Sonra da yaptıklarını kendimize örnek alıp hayatımıza katacağız; yâni sünnetine uyacağız...Mevlid Kandili'nizi tebrik ederiz...
(..BİZ SEVDİKLERİMİZLE HAYATI PAYLAŞIYORUZ..)
selam ve dua ile garipyolcu2008 hüseyin... March 04 onu anmıyan hiç bir gönül kalmasın değerli arkadaşım ve gönül insanı ( gül beyaz ) kardeşime cok teş ediyorum...
rabbim bizleri hepimizi daim kılsın okuyacaz anlıyacaz ve yazacaz..
göreceğizki bir gün gelecek ve insanlık sizinle iftihar edecek...yüreğinize sağlık..
yazdıklarımı herkes okumaya devam ediyor....selam ve dua ile...garipyolcu..
Bir Salat istiyorum Hadi içine biraz gözyaşı katın Bir salat istiyorum Hadi içine biraz hasret katın Birazcık tebessüm Bir AHH! katın içine Eski günahlara duvar çekercesine İçinde biraz aşk koksun Resul aşkı koksun Ne olur bir salat kopsun içinizden Kavuşamadığınıza Özlediğinize Görmediğinize Sadece BİR(1) salat istiyorum Ama titreyerek çıkıcak ağızdan Canınız yanacak söylerken Gözleriniz yaşaracak tamam mı Ben sizden yüzlerce salat istemiyorum Sadece bir salat İçinde körlerin aşkı olanından Sağırların aşkı olanından Görmeden ve duymadan Hiç bir karşılık beklemeden Delilerin aşkı gibi Gülü verip kaçalım tamam mı ??? ....yazı,nın her hakkı mahfuzdur....
March 02 KUR'AN OKUMAK,NAMAZ KILMAK VE İYİ İNSAN OLMAK....değerli gönül arkadaşım kardelen den aldıgım güzel ileti,
rabbim sizlerden razı olsun...gönül dostu olmak tarifi anlatılmaz...bir duygudur
Hakkı seven aşıkların eğlencesi tevhid olur
Aşk oduna yanıkların eğlencesi tevhid olur Mısri'ye uyan kişinin gider çürüğü işinin İçindeki can kuşunun eğlencesi tevhid olur ... KUR'AN OKUMAK,NAMAZ KILMAK VE İYİ İNSAN OLMAK....
''Okumak''gözle görebildiğimiz varlıklar içinde insana özgü bir niteliktir.İnsanı geliştiren,yücelten, bilgilendiren ve ayrıcalıklı yapan bir özelliktir.Okumadan iyi bir insan,iyi bir kul olmak,iyi işler yapabilmek Dünya nimetlerinden en iyi bir şekilde yararlanabilmek ve ahireti kazanabilmek çok zordur. Kur'ana göre okumanın amacı; Yaratan'ı,O'nun kitabını,gerçekleri tanımak ve öğrenmek,O'na hakkıyla kulluk yapabilmek,toplum içinde iyi insan olabilmek,zulüm,kötülük ve haramlardan uzak kalabilmektir. 'Kitaptan sana vahyolunanı oku ve namazı dosdoğru kıl.Çünkü namaz,insanı her türlü edepsizlik ve çirkinlikten,haram ve kötülüklerden alıkor.Allah'ı anmak en büyük ibadettir.Allah yaptıklarınızı biliyor'' Ankebut,45 Ayette bize verilen 5 hüküm şöyledir: 1.Kur'anı okumak,içeriğini öğrenmek,hükümlerini uygulamak ve başkalarına anlatmak . ''Sizin en hayırlınız,en faziletliniz Kur'anı öğrenen ve öğretendir''hadisi bunun delilidir.Her gün Kur'an okunmalıdır, çünkü Kur'an okumak ibadettir. Yüce Allah'ın kelamını anlamak,içeriğini;emir ve yasaklarını,helal ve haramlarını,hüküm ve tavsiyelerini öğrenmektir. 2.Beş vakit namaz kılmak : 5 vakit namazın dosdoğru kılınması emredilmektedir.Mü'minler her hal ve şartta namazlarını kılmak zorundadır.İş,ticaret,görev,evlat,meşgale ve mazaret mümini namazdan alıkoyamaz. Su bulamayanlar teyemmüm ederek,bir tehlikeden korkanlar yada yaya ve binit üzerinde yolcular,4 rekatlı namazı 2 şer rekat olarak, zaruret halinde öğlen ve ikindiyi,akşam ve yatsıyı birleştirerek, Hasta ve özürlüler oturarak, buna da gücü yetmeyenler yatarak namazlarını kılmalıdır.Yüce Allah namazı üşenere kılmayı ve terk etmeyi münafık ve kafirlerin niteliği olarak zikretmiştir. 3.Namaz insanı her türlü edepsizlikten ve çirkinlikten korur: Namaz insanın ahlakına ve davranışına yansır.Her türlü çirkin diye çevirdiğimiz ''fahşa''kelimesi Kur'anda evlilik dışı cinsel ilişki,eşcinsellik,eşlerin birbirine kötü davranmaları,kişinin evlenme yasağı olan kişilerle evlenmesi,çirkin sözler,cimrilik,büyük günahları işlemek,iman ve ibadetlerde Allah'a ortak koşmak,putlara tapmak ve çıplaklık.... Her türlü haram ve kötülük diye çevirdiğimiz ''münker''kelimesi; yalan,iftira,dedikodu,içki içmek,kumar oynamak,hırsızlık,cana kıymak dinin ve aklın hoş görmediği söz,eylem ve davranışlardır. Günde 5 vakit ırmakta yıkanan kimsede hiç kir kalır mı?İşte 5 vakit namazda böyledir.Allah bu sebeple günahları temizler,yok eder. Namaz kişiyi temiz olmaya mecbur eder,vaktinde kılınan her namaz hayatımıza düzen ve terbiye koyar,5 vakit alnı secdeye varan kimsede kibir ve gurur olmaz. 4.Allah'ı zikir ibadettir : ' 'Zikrullah'' ile maksad namaz,namazda okunan tekbir,tesbih,tahmid (hamdetmek) ve kıraat (Kur'an)dir. Namaz Allah'ı zikir için kılınır.Allah'ı kalp,dil ve uzuvlarla anmaktır. 5.Allah kullarının yaptıklarını bilir:
İnsan nerede ne yaparsa yapsın,Allah onun yaptıklarını görür
ve bilir.
Hiçbirşey gizli kalmaz.İyi amellere mükafat,kötü amellere ise ceza verir. Bu bilinç içerisinde gece ve gündüz her zaman her yerde söz eylem ve davranışlarına dikkat etmesi gerekir. Yüce Allah'ın yorumlamaya çalıştığımız Ankebut suresinin 29.ayetinde mümünlerin Kur'an okumalarını,öğrenmelerini,hükümlerini uygulamalarını ve başkalarına da öğretmelerini,namazı dosdoğru kılmalarını emretmektedir.
sufi; toprak gibidir, herkesi üzerinde taşır… February 26 Ey gönlüme değen gözyaşım !Ey gönlüme değen gözyaşım !
Zamanın tenhalığında eğrilen gönlünü sakla gerçek aşklar için !
Yangın bitmese de gözlerinde, damlaların hiç durmadan aksın o yar’in özüne… Kalp süvarisi değildin sen unutma ! Sevmek, sevilmek ömründe tek sermayendi senin ey gönlüm ! Damlalar içinde biriksin boş ver ! Yalın hayatların ıssızlığı çelimsizdir… Hazin olur sonsuzlukları… Sen gözlerinden düşürdüğün yaşları biriktir avucunda… Al yanaklı bebeklerin temizliğinde orucun olsun susuşun… Dökülsün dehlizime, akıntıma kapılsın günahlar… Geçmişime mübarek sayılsın gözlerimden dökülen bu yaşlar… Omuzlarında devleşen yükün ağırlığından feryad etmeye meylettiğinde yüreğin, sadece tut dilini… Kara zindanı andıran gözlerinde bir ışık haresi oluşsun… Bir kıvılcım, bir ateş, bir sus, bir can oluşsun… Ağlamaktan sakın korkma ey gönlüm ! Matem tutmak değildir bu ve gidenin ardından yas tutmak hiç değil… Gelene sevinmek, acıyan yaralara tuz basmak değil… Çölde susuz kalmış bir ceylanın çaresizliğine su bulmaktır… Kanadı kırk yerden kırılmış bir serçenin diline bir damla can dokundurmaktır… ...selam ve dua ile... ![]() metin yüksel şehadetinin 25 yılı anısına;
fatih camiinde bir cuma günü , cuma namazı çıkışından sonra bedbaht zalimler tarafından avlu bahçesinde vuruldun... akıncıların iftiharı mücahit, şehidlerin şehidi, ahde vefa eyledik yolun bizim yolumuz... söz veriyoruz bu davadan asla dönmeyiz... rabbim gani gani rahmet eylesin...amin...
ögrencilerin... February 17 O DİYARIN SAKİNLERİ ;değerli duha arkadaşımızdan aldıgım güzel bir yazı yüreğinize sağlık ))); O DİYARIN SAKİNLERİ ; seven ve sevilen kimselerdi. Birbirlerini imanın gereği olarak severler ve yapmacık olan her şeyden kaçınırlardı. Din kardeşlerine imanları ne ise yüz hatları, minik hareketleri de aynı olurdu. Kardeşlerine dıştan bir türlü içten başka türlü katiyyen davranmazlar ve bunu nifak alameti sayarlardı. müslüman kardeşlerine lanet okumazlardı. Hatta onlardan birisi için şöyle anlatılır; müslüman kardeşlerinin aleyhinde konuşmazlardı. Çünkü biliyorlardı ki, birisi başka bir kardeşi aleyhine konuşursa, konuşanın şahitliği artık kabul edilmez. Ne ağır bir durum. Onların yanlarına gelen biri, şayet başka birinin aleyhine de konuşsa, konuşanın ağzının payını verirler ve konuşmasına mani olurlardı. Yine bilirlerdi ki, bir kimse laf getirirse, karşı tarafa da laf götürür. Müslümanın şahsiyetini alaşağı edecek bu kınanmış ahlaktan şiddetle kaçınırlardı. eğer kardeşlerinden birinin kalbini kırmışsa onunla barışıp, helalaşmadıkça gözlerine uyku girmez, sanki sema altında en ağır günahı işleyenin kendileri olduğunu zannederlerdi. Yine bir gün şu hadise vâkî olmuştu. Kızgınlık eseri olarak Ebû Zerr (r.a.), Hz. Bilal'e: "Yebnes sevda, ey siyah (kadın)'ın oğlu!" demiştir. Bu söz ise, Bilal (r.a.)'in çok zoruna gitmişti. Dert ortakları Peygamberimize gitti ve Bilal ile arasında geçeni anlattı. Resûlullah (s.a.v.) Ebû Zerr'i çağırttı ve "Sizin üzerinizde cahillik izi görmekteyim", buyurdu. Ebu Zerr doğruca Hz. Bilal'in evine gitti ve kapısının önüne yattı. Bilal (r.a.)'ın bundan haberi yoktu. Kapıyı açınca yatan birini gördü. Kapının önüne yatan Ebû Zerr idi ve şöyle demişti: "Bas ya Bilal, ayaklarınla yüzüme bas ve geç! Vallahi ayaklarınla yüzüme basıp geçmedikçe buradan kalkmayacağım..." işte böyleydi. Çünkü cidden iman etmişlerdi. Bizler hiç böyle miyiz acaba? Birbirimize küskünlüğümüzün sebeplerine hiç eğildik mi? Birbirimize taşıdığımız buğz, kin, nefret gibi müslümanda bulunması caiz olmayan kötü hasletleri Allah'ımıza nasıl izah edeceğiz? Düşündünüz mü hiç? Hayatınız boyunca Allah için bir kimseye buğz ettiniz mi? Hayır, hayır... Nefisler için belki evet, fakat Allah için hayır. Allah için buğz edenler istisnadır. birbirlerinin gizli hallerini araştırmazlar. Hep kendileri ile meşgul olurlar ve "ey hataları örten Allah, bizim hatalarımızı ört" diye Allah'a dua ederlerdi. Sonra şu hususa da imanları tamdı. Yüce Allah bir kuluna ihsanda bulunursa, kendi, kusurları ve hataları ile meşgul eder ve başkalarını unutturur. Yok bir kuluna bu iyiliği murad etmez ise, kendi hata ve kusurlarını unutturup, başkaları ile meşgul ettirirdi. Düşünüyoruz da, bizlerin çoğu ikinci sınıfa giriyoruz. Hep başkalarının ayıp ve hataları ile meşgul oluyoruz da kendimizi unutuyoruz... günah işleyene değil günaha buğz ederdi. Öyle ya, günah işleyen birine buğz edilse o adamı kaybetmek olur. Kendisine değil de işlediği günaha buğz edilirse, adam kurtarılmış olur. Şöyle bir düşünelim, adamın birisi, uçuruma düşse yardıma çağırsa, adamı kurtarmak için acele ederiz. Aynen bunun gibi, günah çukuruna yuvarlanmış olan birine, şahsına buğzettiğimiz zaman adamı ebediyen kaybederiz. Fakat ameline, günahına buğzedersek adamı kurtarma ihtimali çoğalır. Suçlu, işlediği suçu bırâktığı zaman yine kardeşimizdir. Onun için o diyarın sakinleri günah işleyenlere değil, işlenilen günaha buğz ederlerdi. , herkes ile iyi geçinir ve tatlı dille konuşurlardı. Tatlı dil, yumuşak söz, bütün peygamberlerin müşterek hususiyetleridir. Bir mü'minin, din kardeşine en büyük hediyesi ve onu tatmin edecek bahşişi, güler yüz ve tatlı dildir. İşte o diyarın sakinleri bu hediye ve bahşişleri birbirlerine çok çok sunarlardı. Biliyorlardı ki, dünyada kimse kalmayacak, herkes ölüp diğer alemde buluşacaklar. bizler için bir aynadır, bir misaldir, ölçüdür, terazidir. Herkes kendisini onlara bakarak düzeltsin, tartsın. Hep beraber haklarında hiçbir ihtilaf olmayan bu altın zincirin takipçisi olalım. Çünkü onların hayatı sahih bilgilerle, Kur' an ayetleri ile tespit edilmiş ve Allah onlardan razı olmuştur
February 09 infitar suresi
February 05 HEPİMİZ FİLİSTİNLİYİZ
BİZ HEPİMİZ FİLİSTİNLİYİZ
![]() İNSANLIK ADINA HAYATI SEVDİKLERİMİZLE PAYLAŞIYORUM ((( DÜNYADAKİ MAZLUMLAR GÜLSÜN ARTIK ))) January 29 Kudüste Aşk Nasıldır Bilirmisin...?Kudüste Aşk Nasıldır Bilirmisin.. Kudüste aşk nasıldır bilir misin sen? Selam olsun Aksa'ya
January 07 ibrahim hakkı hazretlerinin hayatı İbrahim hakkı Hz. : December 15 GEL EY GÖNLÜMÜN SULTANI GEL EY GÖNLÜMÜN SULTANI
Gözlerimiz yollarda tükendik bittik Ruhumuzu kaplayan ye’si sil artık Yanaşacak ne bir dünya nede menzil Kıyılara vuran yakamozlarla gel Bze haber ver ne olur, arş ile semadan Dönülmez bir uzun seferden Sonbaharda düşen yapraklardan Ufkumuz hep sensiz karanlıklardan Ümitler yıkıldı beşeriyet ye’se kapıldı Güneşimiz söndü yıldızlar kaydı Tan yeri ağarırken vuslat güneşiyle gel
Toprak susuz çatladı ; tomurcuklar düştü Tohumlar kimsesiz, belalar üşüştü Senden kalan bahçeye baykuşlar üşüştü Bülbüller sustu ; güller hep soldu Yetimiz bekesiz kaldık diz üstü Nisanlarda yağan yağmurlarla gel Sevenlerinin ne evi kaldı ne yurdu Çiçeklerin üstünde lalelerle gel Keremler hep öldüler, aslılar yasta Ferhatlar kayıptır, Şirinler hasta
Mecnunlar avare, Leylalar gamda Sevgiliden gelen buselerle gel Bu uzun kabusun sonu var elbet Karabasanlar rahata kalbet Sonu olmayan hülyalarla gel Sana söylenecek bir kaç dilek var İstemiyoruz ne dünyayı nede bir yar,ı Bizlerle olursan bize en büyük nimet Gün doğmak üzere az daha gayret Bir fecir zamanı dualarla gel ------------------------------------- admin: garipyolcu2008@hotmail.com sayfam: http://www.vuslatgunesi.tr.gg ![]() |
|
|