Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.
To add a comment, sign in with your Windows Live ID (if you use Hotmail, Messenger, or Xbox LIVE, you have a Windows Live ID). Sign in
Hayirli geceler Canım dua dostlarım hepinize hayırlı haftalar, Allahım bütün işlerinizde kolaylık versin hepinize, elinizi attığınız her işi ,adım attığınız her adımınızı nurlandırsın güzel Rabbim. Heryerinizi nuru ile donatsın, dualarınızı da melekler duası ile kabul eylesin.
Aynan olmalıyım... Yüzüne söyleyebilmeliyim her şeyi... Hem sakınmadan, mertce... Hani bilirsin, esirgemem lâfımı, Ne şekil gelirse, öylece... Hazırım tüm içtenliğimle konuşmaya, ama, Seni de dupduru isterim karşımda...
Dostsan,
Gözlerimin içine baka baka yaka silk benden! Arkamdan şikayetlenme! Yiğit ol! Gerekirse yiğitce azarla, çekinme! Lâf değil, icraat beklerim senden! Öyle bak ki, hislerini görebileyim... Öyle hisset ki, güvenle bakabileyim...
Sevmem, ölenin ardından ağıt yakmayı! Dil dönerken söylenmeli her şey... Kulak duyarken anlatılmalı... Göz bakarken bakmalıyım sana... Can sağ iken sarılmalı... Keşkelere meydan vermemeli hayatım, Pişmanlıklarla yoğrulmamalı....
Hayır!
Dirime selâm vermeyen, Ölüme de fazla yaklaşmasın! Dostsan, ölmemi bekleme! Haklıysam, yaşarken savun beni! Yaşarken yanımda ol! İnanmışsan bana, kimse çevirmesin seni yolundan! Ve inanmamışsan, sakın rol yapma! Her söylediğimi onaylaman sart değil... Her yaptığımı beğenmen de gerekmez... Dostsan, rahatça eleştir, fikrini rahatça söyle, sıkılma! Yadırgayabilirsin beni, Ve ben de seni tuhaf bulursam şaşırma... Kandırmanı aslâ kabul edemem! Her dediğini, her yaptığını hoş görürüm, ama, Beni, bana sormadan yargılama! Her yediğimiz aynı olmaz belki, Her dakikamız birlikte geçmez... Her güldüğünde gülmeyi garanti edemesem de, Agladığında seninle birlikte oturup ağlarım... Belki her çağırdığında gelemem fakat, Derdine ortak ararsan, koşarım... Ben de herkes gibi insanım elbet, Ne göklere çıkar beni, ne de yerin dibine sok! Senin işin bu değil! Benim zaten bir yerim var herkes gibi yer ile gök arasında...
Dostsan,
Küçümsemeden, küfretmeden, Sevgiyle, saygıyla ve huzurla gel sokağıma... Dinlenmek istediğinde, hic düşünme, sana özel bir limanım,
Ama...
Yorulduğum zamanlarda, Dilediğimce sığınabilmeliyim koylarına... Seni bir cocuk kadar saf sevebilirim Ve bir deli kadar art niyetsiz... Uğruna seve seve hesabı şaşırırım... Görmezden gelebilirim yanlışlarını... Başkaları enayilik sayabilir, Baskaları akılsızlığıma yorabilir, Bunlari dert bile etmem, ama, Sen, aslında aptal olmadığımı, Her an, tekrar tekrar hatırla! Ve sakın beni aptal yerine koymaya kalkışma! Seviyorsan, cimrilik etme, söyle! Muhabbeti varken, yokmuş gibi yapanla, Hiç sevmediği halde, yılışıp durana sinir olurum! Neyse, o olmalı insan... Kendisi olmaktan korkmamalı! Kendisi olmaktan kaçmamalı! Bil ki, sensin diye seni bırakmam, ama, Ben olduğum için bırakırsan beni, Yas da tutmam arkandan!
Bedel mi?
Ödemeyeceksen çıkma yola! İçten pazarlık edersen, ancak kendine edersin... Kendince küser barışır, kendi kendini yersin! Dostsan, mevsimince yağ... Kışsan kar ol, güzsen yağmur... Soğuğuna, sıcağına, esip savurmana itiraz etmem, Senden, ille de bahar olmanı beklemem, ama, Dayanmalısın en şiddetli fırtınalarıma... Belki de çok geldi bunca talep... Bana karşı hiçbir mecburiyetin yok, korkma... Sana fazla geldiğim ilk anda, Arkana hiç bakmadan, dönüp gidebilirsin... Geçip gidebilirsin,borçluluk hissetmeden... Mutlaka bir açıklama da beklemem senden, ama, Gitmeye davranırsam bir gün, Sen de karşımda set olma!
Alın herşeyi kalmasın tek bir dirhem bende… Alın gidin ötelere ben burada kalmak istiyorum… Tam burada anlımın bayram ettiği yerde, öylece secdede kalmak… Ne saz ile nede söz… Yalnızca O’nunla kimsesiz, yalın ve tüm benliğim ile samimi…
Geçen yıllar ne güzel… Adım adım gidiyorum işte O’na saniye saniye, an be an O’na gidiyorum! Bekliyor beni de çok iyi biliyorum..
Gel diyor… Geliyorum Ya Rabb! Geliyorum Mevlam… Geliyorum Sevgilim… Geliyorum Sevdiğim Geliyorum beni benden çok seven Canan geliyorum Sana…
Tüm günahlarımla, tüm hatalarımla, tüm suçlarımla geliyorum dizinin dibine Affet..
Boynum bükük geliyorum Sana!
Sen beklersin bir tek bu yollarımı sen bilirsin benden emin beni.
Ötesi yok bu alemde senden gayrısı “Hiç”… Konuşmalarım “Hiç”… Susmalarım “Hiç”… Gelmelerim gitmelerim ne var sa “Hiç”… Kazandıklarım kaybettiklerim ne varsa “Hiç”… Bakii olan beni bulan Sensin! Ötesi…
“Hiç” Ötesi yok…
İşte Mevlam görüyorsun yine ve yineden ve her an burdayım gözleri yaşlı dizlerinin dibindeyim… Gidemem ki ayrılamam buradan, gitmemide asla istemezsin bilirim… Allah’ım ayırma beni dizlerinin dibinden Atma “Hiç” lerin içine beni… İstemem Cennetini çok görme Cemalinden beni… Ne verdiğin nefese yeter şükrüm neden gördürdüğün bu güllere… Ben aciz.. Ben fakir…
Ben bi çare dizlerinin dibindeyim işte.. Kabul et Ya Rabb sana bir “Hiç” ile geldim… (alinti)
Kan rengi, kıpkırmızı güllere bayılırdı. Zaten onlarla adaştı da. Rose... Gül... Kocasının sevgili Rose'u... Her yıl Sevgililer Günü'nü kapının önünde bulduğu enfes fiyonklarla süslü kucak dolusu kırmızı güllerle kutlardı. Hiç aksamadan. Hatta, eşini kaybettiği yıl dahi kapısı çalınmış, gülleri kucağına bırakılmıştı..Tıpkı geçmişte olduğu gibi, küçük bir kartla birlikte.. Her yıl güllere iliştirdiği karta aynı cümleleri yazardı: "Seni, geçen sene bugünkünden, daha çok seviyorum..." Birden, bunların son gülleri olduğunu düşündü.. Önceden ısmarlanmış olmalıydı.. Öleceğini nasıl bilebilirdi?.. Zaten her seyi önceden planlamayı ve yapmayı severdi, yumurta kapıya gelmeden...
Gülleri özenle içeri taşıdı..saplarını kesti, vazoya yerleştirdi.. Vazoyu da konsolun üzerine, eşinin kendisine gülümseyen fotoğrafının yanına koydu. Orada kocasının koltuğunda oturup saatlerce güller ve fotoğrafı seyretti sessizce.. Bitmek bilmeyen bir yıl geçti.. Yapayalnız ve hüzün dolu bir yıl.. Sonra bir sabah kapı çalındı.. Tıpkı eski günlerde olduğu gibi.. Kırmızı gülleri, üzerinde küçük kartıyla birlikte eşikteydi.. Sevgililer Günü'nü kutluyordu. Gülleri içeri aldı. Şaşkınlık içinde doğru telefona gitti. Çiçekçi dükkanını aradı... Onu bu kadar üzmeye kimin hakkı vardı ?
"Biliyorum" dedi, çiçekçi.. " Eşinizi geçen yıl kaybettiniz.. Telefon edeceğinizi de biliyordum.. Bugün size yolladığım gülleri çok önceden ısmarlamış, parasını da ödemisti.. Hep öyle yapardı zaten, hiç şansa bırakmazdı. Dosyamda talimat var. Bu çiçekleri size her yıl yollayacağım. Bir de özel kart vardı, kendi el yazısıyla. Bilmeniz gerek diye düşünüyorum.. Ölümünden sonra çiçeklere iliştirmemi istediği kart..." Rose hıçkırıklar arasında teşekkür ederek telefonu kapattı. Parmakları titreyerek zarfı açtı..
" Merhaba gülüm" diye başlıyordu, kart.. " Bir yıldır ayrıyız. Umarım senin için çok zor olmamıştır. Yalnızlığınıı ve acılarını hissedebiliyorum. Giden sen, kalan ben olsaydım neler çekerdim kimbilir? Sevgi paylaşıldığında yaşamın tadına doyum olmuyor. Seni kelimelerle anlatılmayacak kadar çok sevdim. Harika bir eştin dostum, sevgilim benim... Sadece bir yıldır ayrıyız. Kendini bırakma. Ağlarken bile mutlu olmanı istiyorum. Onun için bundan sonraki yıllarda güller hep kapımızda olacak. Onları kucağına aldığında paylaştığımız mutluluğu ve kutsandığımızı düşün. Seni hep sevdim.. Her zaman da seveceğim. Ama yaşamalısın. Devam etmelisin... Lütfen.. Mutluluğu yeniden yakalamaya çalış. Kolay değil, biliyorum ama bir yolunu bulacağına eminim....
Güller, senin kapıyı açmadığın güne dek gelmeye devam edecek. O gün çiçekçi beş ayrı zamanda gelip kapıyı çalacak, eve dönüp dönmediğini kontrol edecek. Beşinciden sonra emin olarak gülleri ona verdiğim yeni adrese getirip seninle yeniden ve ebediyyen kavuştuğumuz yere bırakacak.. SENİ SEVİYORUM GÜLÜM..."
Hayalleri tutsakÖyküsü hüzünlü Yetim diyorlar bana, Babamı almış kör kurşunlar,Bu sokaklarda... Hiç oyuncağım olmadı benim;Sarı saçlı bebeğim, Ve bir bisikletim,Oyunlar oynayamadım, Şöyle doya doya...Annemin gözleri yaşlıydı hep,Kalbi duada...
O benim sığınağım,Her gece silah sesleriyle;Sığınırım kucağına... Ve hayaller kurarım,Umuda dair.Sil gözyaşlarını anne! Bak gül kokuları yayılıyor Filistin'e,Kan yerine...Çiçekler açtı bahçelerimizde, Ümit çiçekleri...Sen ağlama anne! Gülümsüyorsun artık hayallerimde... Karanlık bir gecenin ıssızlığında,Ayırdılar bizi...Ayırdılar bizi kör kurşunlar,
anne!Yıktılar hayallerimi,Umuda dair ne varsa, Bu sokaklarda...Yüreğimde Filstin!Kanıyor ince ince,Şimdi bana hem öksüz, Hem yetim diyorlar anne!Sen gideli susmadı silahlar,Oyuncağı olmadı çocukların,
Hayaller bile kuramadılar...Yüreğimde Filistin anne!Davamız Hak,
Sevdamız Hak,Hakka çıkar yollarımız,Dikenler olsa da anne...
Cumanız mübarek olsun! Olsun ki, yürekler atsın Allah Allah diye. Olsun ki, aşk-ı Muhammed gönüllere azık olsun. Olsun ki, paramparça bu ümmet; kardeşlik bilinciyle kaynatılmış, tevhid temeli üzerine kurulmuş, çatısı Kuran, ziyneti sünnet olan bir kaleye dönüşsün!
Bir çocuk düşlerim Suratı toz içinde Bakışları donuk Korkunun titrettiği minnacık eller Göz çukurlarından sızan damlalar Öylece asılı kalmış yanakların tepesinde
Ve yenik düşmüş canavarların hevesine Bir çocuk düşlerim Ayakları çıplak elleri mosmor Gülüşleri çığlıklara gömülü Ve elinde kocaman bir kalem Oturmuş dünyanın ayıbını çizmekte
Bir çocuk düşlerim Tepesine soğuk namlular Ve yüreği paramparça Elleri ve ayakları kopmuş Minik bedeni büyümenin avucundayken
Hiç yaşanmamış öldürülmüş bir çocuk İşte bunlar oturmuşken dünyanın eşiğine Dostum benden gülmemi bekleme
BİRGÜN GELECEK BÜTÜN YAHUDİLERİ ÖLDÜRMEDİĞİM İÇİN HEPİNİZ BANA KÜFÜR EDECEKSİNİZ. ADOLF HİTLER
Birşey söyle.. Denizler tutuşturulduğunda, dağlar yürütüldüğünde..Birşey söyle.. Yıldızlar semadan bir bir döküldüğünde üzerimize.. Ben seni unuturum, söyle!..Yer başka, gök başka olduğunda, Sallanıp çalkalandığında uçsuz bucaksız sema.. Hani biz ateşin etrafını sarmış pervaneler gibi olduğumuzda.. Birşey..Unuturum ben seni, söyle!.. Kalplerde gizlenen ortaya döküldüğü zaman, Gök yarıldıgı zaman,Ne oluyor bu yere böyle? dedigi zaman insan.. Ve kalakaldıgımda yüzkarası şiirlerim ve sensiz birzaman..Ayaklarımızın altından toprak kayıp dümdüz edildiği zaman..Birşey söyle.. Can gibi.. Hayat gibi.. Bir volkan patlar gibi, bir deprem olur gibi.. Yalnızlığıma dokunur gibi..Yıldızlar dökülsün yere, güneş solsun.. Birşey söyle.. Birşey söyle.Defterler açıldıgında, Gökyüzü sıyrılıp alındıgında..Cehennem tutuşturulduğunda,
cennet yaklaştırıldığında..Unuturum ben seni,
herşeyin unutulduğu o anda..Güneşle ay biraraya getirildiği zaman.. Hani insan kaçacak yer neresi? dediği zaman..Unuturum ben seni.. Denizler tutuşturulduğunda,Dağlar yürütüldüğünde, Yıldızlar semadan bir bir döküldüğünde üstümüze..O ses geldiği zaman.. Yıldızların ışığı söndürüldüğü, gökkubbe yarıldıgı, Dağlar ufalanıp savruldugu zaman...Cehennem pusuda beklerken Ve herkesin kendine yetecek bir derdi olduğu zaman.. Can gibi.. Hayat gibiBir volkan patlar gibi, bir deprem olur gibi..
Yalnızlığıma dokunur gibi..Birşey söyle..Yağmurdan olsun.. Havadan, sudan.. Birşey söyle..Durmadan geliyor üzerime yalnızlık.. Bekledigim bu degil, bir şarkıdan, türküden söyle.. Yar üstüne, aşk üstüne söyle..Bunlar, kitapların yüzkarası şiirler.. Can gibi.. Hayat gibi..Bir volkan patlar gibi, bir deprem olur gibi.. Yalnızlıgıma dokunur gibi..Yıldızlar dökülsün yere, güneş sönsün.. Birşey söyle.. Birşey söyle..YARENSU ABLAMA TEŞEKKÜRLER.